Perşembe, 16 Nisan 2026 16.04.2026
17°C
USD 44,76
EUR 52,76
Altın

O aynaya bakmaya cesaretiniz var mı?

O aynaya bakmaya cesaretiniz var mı?
🎧 Sesli Özeti Dinle

Tüm Türkiye Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki saldırılarla sarsıldı oysa Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belliydi, biz bu hale bir günde gelmedik!

Bir toplum binalarıyla değil, yetiştirdiği insanın vicdanıyla ayakta kalır. Emaneti kaybettik; ama geri almak hala bizim elimizde. Yeter ki o aynaya bakmaya cesaretimiz olsun.

Aklıma Hababam Sınıfı geliyor, haylaz öğrenciler ve Mahmut Hoca. Evet öğrenciler haylazdı ama birbirine bağlılardı, içlerinde saflık ve iyilik vardı. Tembellerdi ama Atatürk’ün Andı’nı ezbere okurlardı, ülkelerini ve insanlarını severlerdi.

Bizim kuşak da öyleydi, zihnim beni alıp Sarkuysan Lisesi’nin o disiplin kokan koridorlarına götürdü. Bir öğretmen sınıfa girdiğinde sinek vızıldasa duyulurdu; bir çekince değil, bir “hürmet” ve ‘saygı’ vardı. Müdürün gölgesi göründüğünde ceketimizi iliklerdik. O yıllarda öğretmen, ailemizden sonra sığındığımız en güvenli liman, geleceğimizi inşa eden baş mimardı bizim için.

Peki, ne oldu da o limanlar yağmalandı? Ne ara öğretmenini darp eden, kendi sınıf arkadaşlarına saldıracak kadar gözü dönmüş 13-14 yaşındaki çocukların kuşatması altında kaldık? Ne ara 14-15 yaşındaki kız ve erkek çocukları öğrenci kıyafetleriyle çarşıda ellerinde sigara dolaşıyor, arkadaşlarına ağza alınmayacak küfürler ediyor?

Bu sadece bir kuşak farkı değil; bu, toplumun ruhunda oluşan bir kangrendir. Türkiye, sessiz ama derinden büyük bir sosyal ve ahlaki yozlaşmanın pençesinde kıvranıyor. Köy Enstitüleri’nin o toprağı bereketlendiren, insanı el emeği ve sanatla yoğuran modelinden vazgeçip; çocuklarımızı sadece şıklar arasına sıkışmış birer “yarış atı” haline getirdiğimiz gün kaybettik biz bu savaşı. Duygusu alınmış, empati yeteneği felç edilmiş bu sistem; ne yazık ki bencil ve hoyrat bir nesil yarattı.

Daha da kötüsü, bu boşluğu mafya dizileri doldurdu. Ekranlardan sızan o zorba ve çarpık karakterler; hak aramayı zorbalıkla, saygınlığı silahla bir tutmayı öğretti. Alın terinin yerini “kısa yoldan köşeyi dönme” hayalleri aldı. Sokakta küfürle konuşan o küçük çocukların her biri, bizim yarattığımız bu karanlık aynanın birer yansımasıdır.

Çocuklarını bencilce yetiştiren ve onlara saygıyı değil zorbalığı aşılayan aileler de bu toplumsal kokuşmuşluğun aktörleridir. Herkes aynaya baksın ve kendisine not versin!

Peki, bu karanlıktan nasıl çıkacağız? Sadece şikayet etmek yetmez, çözüm için radikal adımlar şart.

Öncelikle eğitimde insan reformu yapılmalı. Sınav odaklı sistem yerine etik değerler, yardımlaşma, kültür-sanat, Toplumsal değerler ve saygı gibi konular zorunlu olmalıdır.

Öğretmenin sınıftaki otoritesi yeniden sağlanmalıdır. Öğretmen bir öğrenciye kızdığında karşısında öğrenci velisinin bencilliği ile karşılaşmamalı!

Şiddeti meşrulaştıran ve özendiren tüm mafya dizileri yayınlardan kaldırılmalıdır. Gençler kolaycılığa değil emek ve üretime, bilim ve gerçek başarı hikayelerine özendirilmelidir.

Çocuk yetiştirmede en önemli unsur olan aileler, ‘saldım çayıra Mevlam kayıra’ zihniyeti ile değil bilinçli bir ebeveyn olarak çocuklarını geleceğe hazırlamalı. Çocuğunu başkasına zarar verecek şekilde bencilce yetiştiren ailelere karşı caydırıcı mekanizmalar kurulmalıdır.

Adalet sistemi daha caydırıcı ve yaptırımı ağır olmalı. Okul çevresinde şiddete karışan, eğitimcilere saldıranlar ‘çocuktur’ deyip geçmemeli. Sadece çocuklar değil, şiddete başvuran kim olursa olsun caydırıcı cezalar almalı ki toplumda bir çekince oluşsun.

Sonuç olarak, biz insanı ve emeği kutsal görmezsek ve bunu çocuklarımıza öğretemezsek, bu sosyal çürüme yakın gelecekte hepimizi yutacak!

Bir toplum binalarıyla değil, yetiştirdiği insanın vicdanıyla ayakta kalır. Emaneti kaybettik; ama geri almak hala bizim elimizde. Yeter ki o aynaya bakmaya cesaretimiz olsun.

Haber Yorumları:

Yorum yazın

41 Kocaeli sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin