Pazar, 6 Eylül 2026 06.09.2026
22°C
USD 48,32
EUR 56,16
Altın 6.899
Benzin 94,21
Dizel 89,27

Kan bağışı hakkında önemli bilgiler

Kan bağışı hakkında önemli bilgiler

Kan bağışının kansızlık yarattığına dair toplumda yaygın bir inanış olsa da sağlıklı bir kişinin

doğru aralıklarla ve uygun şartlarda kan vermesi kalıcı kansızlığa sebep olmaz. Standart

yani 450 mL tam kan bağışıyla vücutta sadece 200-250 mg demir kaybedilir. Yetişkin bir

erkekteki demir miktarının ortalama 1.000 mg, kadında ise 300-500 mg civarında olduğu

unutulmamalı diyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı

Doç. Dr. Melda Özdamar, “Kan verdikten sonra yaşanan demir kaybı, dengeli bir

beslenmeyle birkaç hafta içinde yerine konabilir. Herhangi bir sağlık problemi yoksa

erkeklere üç ayda bir, kadınlara ise dört ayda bir kan bağışı yapmaları önerilir” dedi.

Kan bağışının kalıcı hiçbir zararı olmadığına aksine pek çok faydasının bulunduğuna dikkat

çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melda

Özdamar, “Ancak bazı kişilerde gerekli tedbirler alınmazsa geçici de olsa bir kansızlık

görülebilir. Örneğin halihazırda kan kaybeden adet dönemindeki kadınların, yetersiz

beslenenlerin veya vegan bir yaşam tarzına sahip olanların dikkatli olması gerekir. Bu tip

faktörler nedeniyle kan bağışından hemen önce hemoglobin seviyesi ölçülür ve düşük çıkarsa

bağışa izin verilmez. Kan bağışı yapan kişinin sonraki günlerde kırmızı et, tavuk, balık, ıspanak

ve mercimek gibi demirden zengin gıdalarla beslenmesi kıymetli. Bunun yanı sıra demir

emilimini azaltacak çay ve kahve tüketiminden de bir süre uzak durmak gerekir” dedi.

Vücuttaki kanın yüzde 8 ila 10’u bağışlanıyor

Tam kan bağışında yaklaşık 450 mL kan toplandığını ve bunun vücuttaki toplam kanın yüzde 8

ila 10’una denk geldiğini vurgulayan Özdamar, “Sağlıklı bireyler için tamamen güvenli olan bu

işlem ortalama 5-10 dakikalık bir sürede tamamlanır. Totalde kayıt işlemleri, doktor

muayenesi, kan bağışı ve ikram ile 30-40 dakika zaman alır. Kan alımı sırasında bağışçının

durumu düzenli olarak izlenir. Sonrasında verilen meyve suyu ve hafif yiyeceklerle, kan

basıncında ani düşüş veya baş dönmesi gibi yan etkilerin önlenmesi amaçlanır. Bağışçıya; bol

sıvı tüketmesi, iki saat sigara içilen mekanlarda bulunmaması ya da tütün ve ürünlerinden

uzak durması, ağır egzersiz yapmaması ve kolunu birkaç saat aşırı kullanmaması önerilir.

Alınan kan laboratuvarda incelenir ve HIV (AIDS hastalığı), Hepatit B ve C, Sifiliz gibi bulaşıcı

hastalıklara karşı serolojik testlerle taranır. Testleri geçen kanlar farklı hastaların kullanımı

için hazır hale getirilir” dedi.

50 kg altındakiler kan bağışçısı olamıyor

Kan vermek isteyen kişinin; genel sağlık durumunu, kullandığı ilaçları ve seyahat geçmişini

belirteceği bir formu doldurması gerektiğini açıklayan Özdamar, “Formdan sonra ilgili sağlık

personeli nabız, tansiyon, ateş ölçümü ile kısa bir fiziksel muayene yapar. Hemoglobin testi

için ise parmaktan küçük bir kan örneği alınır. Eğer kişi sağlıklıysa ve belirli bir kilonun

üstünde olmak, enfeksiyon riski taşımamak gibi temel kriterlere uyuyorsa bağış için onay

verilir. Uygun bulunmayan kişiler ise bilgilendirilir ve başka bir tarihte tekrar başvurmaları

önerilir. 18-65 yaş aralığında olmak, minimum 50 kg olmak, bulaşıcı hastalık taşımamak, ideal

tansiyon ve hemoglobin değerlerine sahip olmak istenen temel kriterler arasında” dedi.

GENEL

Sağlıklı bir bağışçının torba kan verdikten birkaç saat sonra tamamen normal hayatına

dönebileceğinin altını çizen Özdamar, “Ancak kolda şiddetli ağrı, kan birikmesi, iğne yerinde

büyük şişlik, iltihap, sıcaklık artışı, 24 saatten fazla devam eden baş dönmesi veya baygınlık

hissi gibi şikayetler varsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı” uyarısında bulundu.

Diş çekiminden sonra bağış için zaman gerekiyor

Kan bağışının bazı durumlarda geçici olarak, bazı durumlarda ise kalıcı olarak

reddedilebileceğini dile getiren Özdamar, “Geçici ret nedenleri arasında grip, nezle gibi ateşli

hastalıklar, diş çekimi gibi tedaviler, sıtma riski taşıyan bölgelere yapılan seyahatler, canlı

virüs içeren aşılar, küçük veya büyük cerrahi müdahaleler, dövme ya da piercing işlemleri yer

alır. HIV, Hepatit B veya C, Sifiliz gibi bulaşıcı hastalık taşıyanlar, kalp hastalığı veya bazı

kanser öyküsüne sahip olanlar, ileri düzey böbrek yetmezliği, kontrolsüz epilepsi veya ciddi

psikiyatrik bozuklukları olan kişiler ise kalıcı olarak kan bağışı yapamazlar” dedi.

Kinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melda Özdamar, kan bağışının birey ve toplum açısından

bazı faydalarından da bahsetti:

1. Kan bağışının aslında en önemli etkisi, başkalarının hayatını kurtarmaya doğrudan

fayda sağlamaktır. Bireyde psikolojik rahatlama yaratır, bulunduğu toplum ile

arasındaki aidiyet hissi pekişir.

2. Kazalar, ameliyatlar, kanser tedavileri ve doğum gibi acil durumlarda her zaman kana

ihtiyaç vardır. Kan, yapay olarak üretilemediği için ‘hala’ tek kaynak bağışçı

insanlardır.

3. Kan bağışı kampanyaları, dayanışmayı ve yardımlaşma kültürünü güçlendirir.

Toplumda sağlık ve sorumluluk bilinci oluşur.

4. Kan verdikten sonra vücut, kaybedilen kan hücrelerini yenilemek için kemik iliğinde

yeni hücre üretimini hızlandırır. Bu da kan yapım sisteminin dinç kalmasına katkı

sağlar, bireye zararı yoktur.

5. Deprem, savaş veya büyük kazalar gibi kitlesel olaylarda hazır kan stoğuna sahip

olmak herkesin hayatını kurtarır.

6. Düzenli kan bağışı, hastaneler ve kan bankalarının stoklarını korumasını sağlar.

Özellikle nadir kan gruplarının bulunabilirliği için sürekli bağış hayati önemdedir.

7. Düzenli kan bağışı, demir seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olur. Fazla demir

vücutta biriktiğinde organlara zarar verebilir, kan bağışı ise bu durumun önüne

geçebilir.

Yorum yazın

41 Kocaeli sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin