Cuma, 25 Eylül 2026 25.09.2026
21°C
USD 48,85
EUR 55,59
Altın 6.760
Benzin 80,80
Dizel 93,80

Feriye’de Son Perde “Sultan Abdülaziz’in Katli”

Feriye’de Son Perde “Sultan Abdülaziz’in Katli”

Sevgili okurlarım;

Osmanlı tarihinin bazı sayfaları vardır ki insan okudukça yaşananların ağırlığını daha fazla hissetmekte.

Bu tarihin içinde, saray entrikaları, saltanat kavgaları, devlet adamı olma kaygısı ve büyük siyasi hesaplar…

Fakat bütün bu büyük olayların içerisinde, tarihin en acı tarafını çoğu zaman insanların yaşadığı dramlar oluşturmaktadır.

Bugün sizlerle böyle bir olayın içerisine, Feriye Sarayı’nda yaşanan ve Sultan Abdülaziz’in ölümüyle sonuçlanan o karanlık güne yolculuk yapmak istiyorum.

O gün salonda yaşananlara ve orada olup bitenlere çaresizce şahit olup katliamı izlemek durumunda kalan tek kişi Nazime Sultan olmuştur.

Nazime Sultan sevgili babasının yanına gitmek üzereyken tam o sırada babasının yanına, her biri iri yarı, birer pehlivanı andıran sekiz adam gelmişti.

Nazime bu adamları görünce birden irkildi. Saldırgan tavırlarından ve tekinsiz bakışlarından niyetlerinin kötü olduğunu hemen anlamıştı.

Babası Sultan Aziz de gelenleri görünce tedirginlikle yerinden doğruldu.

Nazime, saklandığı yerde nefesini tutmuş, çaresizlik içinde titriyordu. Sesini çıkarmaya bile mecali yoktu.

Gözü dönmüş caniler, bir anda Sultan Aziz’in üzerine çullandılar.

Ona nefes dahi aldırmak istemiyorlardı.

Fakat sekizi birden gelse de Sultan’ı kolayca zapt edemiyorlardı. Zira Sultan da eski bir pehlivandı ve hâlâ çok güçlüydü.

Birkaçını alt edip yere savursa da saldırıların ardı arkası kesilmiyordu.

Aziz, bir boşluk bulup canilerin arasından sıyrıldı.

Salonun üst katına çıkan seyyar merdivene doğru koştu.

Amacı merdivenle yukarı kata çıkıp bu kuşatmadan kurtulmaktı.

Ancak katiller bu hain planı önceden hazırlamış, Aziz’in kaçma ihtimaline karşı merdiveni oradan kaldırmışlardı.

Abdülaziz, merdivenin yerinde olmadığını görünce büyük bir dehşete kapıldı.

Kaçacak yeri kalmamıştı.

Sesi sarayın duvarlarında yankılanırcasına bağırdı:

“— Burada merdiven vardı! Kim aldı bunu?”

Bu soruyu defalarca tekrarladı.

Caniler ise pis pis sırıtarak üzerine doğru yaklaşıyordu.

Aziz, oda içerisinde bir sağa bir sola kaçıyor, fakat kurtulamıyordu.

Nazime Sultan’ın gördüğü bu sahne onu dehşete düşürmüştü.

Abdülaziz’in bulunduğu salondan birçok odaya geçilebiliyordu.

Nazime, bulunduğu odanın kapı örtüsünü kendine siper ederek olan biteni izlemeye devam etti.

Küçük Sultan tir tir titriyor, ses çıkarmamak için nefesini bile tutuyordu.

Aziz daha fazla kaçamadı.

Caniler onu köşeye sıkıştırdı.

İki kişi kollarından tuttu. Ne kadar çırpınsa da onu sımsıkı kavramışlardı.

Diğer ikisi ayaklarına yapıştı.

Böylece koca pehlivanı sırtüstü yere yatırdılar.

İkisi sol koluna, ikisi sağ koluna, ikisi sol ayağına, ikisi de sağ ayağına çökmüştü.

İçlerinden biri usturayla iki kolunun atardamarını kesti.

Çok kan kaybedinceye kadar üzerinden inmedi.

Sabık Sultan oracıkta ruhunu teslim etti.

Nazime Sultan, babasının hunharca katledilişine şahit oldu.

Küçük yüreği bu manzaraya daha fazla dayanamadı.

Olduğu yere çökerek ağlamaya başladı.

Feriye Sarayı’nda Panik

Valide Sultan ve maiyeti, salondan gelen sesleri ancak bir süre sonra duyabildi.

Kapıdaki nöbetçileri aşarak seslerin geldiği yere koştular.

Kapı kilitliydi.

Büyük bir panik içinde kapıyı kırarak içeri girdiler.

Odaya girdiklerinde eski hükümdarı, kolu sıvalı, başı açık hâlde, yan mindere yaslanmış ve kana bulanmış şekilde buldular.

Önünde küçük bir makas, bir ayna ve Yusuf Suresi açık bir Kur’an-ı Kerim vardı.

Durum saray doktoru Mültiyadis Efendi’ye bildirildi.

Hemen gelen doktor, Sultan’ı muayene etti ve iki kolundaki damarların makasla kesildiğini, ölümün kan kaybından gerçekleştiğini bildirdi.

Fakat sarayın içerisinde yaşanan bu olayın diğer tarafında, çok daha farklı bir hareketlilik vardı.

Hüseyin Avni Paşa’nın Bekleyişi

Bu sırada Hüseyin Avni Paşa, Paşa Limanı’ndaki yalısında, eski Bursa Valisi ve o sırada Paris Sefiri olan Veliyyüddin Paşa ile kahve içmekteydi.

Hüseyin Avni Paşa yerinde duramıyor, sık sık pencereye giderek Feriye Sarayı tarafına bakıyordu.

Veliyyüddin Paşa bu hâle anlam veremeyerek:

“— Hayırdır Paşam, ne bekliyorsunuz? Bizim bilmediğimiz bir şeyler mi var?”

diye sordu.

Hüseyin Avni Paşa bir an afalladı ve kekeleyerek:

“— Yo, yo Paşam, bir sıkıntı yok.”

dedi.

Ancak hâlinden bir şeylerin ters gittiği belliydi.

Bir süre sonra yeniden pencereye baktı.

Feriye Sarayı’nda bir hareketlilik gördü.

Ve Veliyyüddin Paşa’ya:

“— Paşam, benim acil çıkmam gerekiyor.”

diyerek misafirini yalısında bıraktı.

Rıhtımında kendisini hazır bekleyen kayığına binerek Feriye Sarayı’na gitti.

Paris Sefiri Veliyyüddin Paşa, Hüseyin Avni Paşa’nın bu garip tavırlarından şüphelense de çok da üzerinde durmadı.

“Devlet işidir.” diyerek yalıdan ayrıldı.

Saraya Gelen Hüseyin Avni Paşa

Saraya gelen ilk kişilerden biri Hüseyin Avni Paşa olmuştu.

Hüseyin Avni Paşa saraya adım atar atmaz yanındaki askerlere, Abdülaziz’in naaşının Feriye Karakolu’na götürülmesini emretti.

Sabık Sultan’ın üzerini de odada asılı bulunan bir perdeyi sökerek onunla örttü.

Ardından karakola topladığı 19 doktora, cesedi detaylıca muayene ettirmeden “intihar raporu” hazırlattı.

Böylece Sultan’ın ölümü resmen intihar olarak ilan edildi.

Ancak İstanbul sokaklarında fısıltılar yükselmeye başlamıştı.

Bu ölümün arkasında Hüseyin Avni Paşa’nın olduğu dilden dile dolaşıyordu.

Bir padişah ölmüştü.

Üstelik ölümüyle ilgili daha ilk andan itibaren şüpheler ortaya çıkmıştı.

Sarayın içerisinde yaşananlar, İstanbul’un sokaklarına taşınmıştı.

Ve bu olay, hayatı altüst olan bir başkasının, deli dolu Çerkez Hasan’ın kaderini de sonsuza dek değiştirecekti.

Sultan Aziz’in ölümü, Osmanlı tarihinde bir devrin en kanlı perdelerinden biri olarak kapandı.

Yorum yazın

41 Kocaeli sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin