Salı, 26 Mayıs 2026 26.05.2026
22°C
USD 45,71
EUR 53,22
Altın

Duygu’nun acı ve adalet mücadelesi

Duygu’nun acı ve adalet mücadelesi

Gözlerinizi bir anlığına kapatın. 35 yaşındasınız; hayatınızın en verimli, en enerjik dönemi. İyi bir işiniz, sabahları kahve kokusuyla uyandığınız bir eviniz, dostlarınız, planlarınız ve en önemlisi, canınız istediğinde piste fırlayıp gönlünce halay çekecek, dans edecek kadar sağlıklı bir bedeniniz var.

Sonra bir gün bel fıtığı teşhisiyle devlet hastanesine gidiyorsunuz. Doktor, “Fıtık patlamış, hemen ameliyat olman gerek.” Diyor. Siz de, “Ameliyat olunca geçecek” umuduyla o sedyeye uzanıyorsunuz.

Şeffaf hortumdan kolunuza süzülen serum damlalarını izlerken, hayatınızın o saniyeden sonra bir daha asla eskisi gibi olmayacağını aklınızdan bile geçirmiyorsunuz.

Bugün size tam 4 yıldır süren gerçek bir dramın, 39 yaşındaki Duygu’nun hikayesini anlatmak istiyorum. Bir Devlet hastanesinde yaşanan tıp hatasının, ardından gelen sistem vurdumduymazlığının ve bürokratik bir duvarın bir insanın hayatını nasıl paramparça ettiğinin hikayesidir bu.

“Kim Ameliyat Ettiyse O Düzeltsin!”

Duygu, şifayla uyanmayı beklediği o ilk ameliyattan sonra ağrılarının geçmediğini, aksine bacağında kasılmalar ve şekil bozuklukları başladığını fark ediyor. Yeniden aynı doktora gittiğinde aldığı cevap bir balyoz gibi iniyor göğsüne: “Felç oluyorsun, hemen platin takmamız lazım.”

Korkuyla, gözyaşlarıyla başka kapıları çalıyor. Daha tecrübeli bir beyin cerrahı tahlillere bakıp acı gerçeği yüzüne vuruyor: “Yüzde 80 kaybın var, geç kalmışsın, geri dönme şansın yok, bir şey yapamayız.” Sonra başka doktorlar ama hep aynı cümle: “Kim ameliyat ettiyse, tekrar o yapsın…”

Çaresizlik için derler ya, ‘denize düşen’ diye. Duygu da çaresizce yine aynı doktora ameliyat oluyor, platinler takılıyor. Ama o gün, hayatının geri kalanının bir kabusa dönüştüğü gün oluyor.

SGK’dan vurdumduymazlık

Bugün Duygu’nun karnında, omuriliğine sürekli ilaç salgılayarak ağrılarını biraz olsun hafifletmeye çalışan bir Baklofen Pompası var. 6 ayda bir karnı delinerek yapılan acılı işlemler, hastanelerin dar ve karanlık MR cihazları, bitmek bilmeyen iğneler artık onun yaşam rutini.

Duygu’ya devletin hastanesi “Engelli” ve “Çalışamaz” raporu verdi. Yüzde 66 fonksiyon kaybı olan bir kadından bahsediyoruz. Ancak ne acıdır ki, aynı devletin Sosyal Güvenlik Kurumu, Duygu’ya Malulen Emeklilik hakkını tanımıyor!

Soruyorum size: Bir insana resmi olarak “Sen artık çalışamazsın, engellisin” deyip, ardından “Ama biz seni malulen emekli etmiyoruz, başının çaresine bak” demek hangi sosyal devlet ilkesine, hangi vicdana sığar? 4 yıldır çekilen maddi ve manevi acıların, kaybedilen bir hayatın bedelini kim ödeyecek?

Kimileri sevincin eşiğinde, kimileri çaresizliğin

Bizler günlük hayatın sıradan koşturmacasında, trafikte, iş yerinde ya da basit can sıkıntıları yüzünden hayata küserken; dünyada bazı insanlar sadece “birkaç saati ağrısız geçirebilmenin” hayaliyle yaşıyor. Duygu, “Oynamayı ve halay çekmeyi çok seviyorum ama ömür boyu bunları yapamayacağım” diyor.

Bu cümlenin ağırlığını hangi terazi tartar? Bu kaybın bedelini kim ödeyebilir? Buna sebep olan o ilk neşter mi, yoksa vatandaşını çaresizliğiyle baş başa bırakan bürokrasi mi?

Duygu pes etmedi. Gerekli suç duyurularını yaptı ve şimdi adalet bekliyor. Bizler de hem adaletin tecelli etmesi hem de SGK’nın bu merhametsiz kararından dönmesi için sürecin takipçisi olacağız.

Çünkü Duygu’nun davası, sadece bir sağlık skandalı davası değildir; bu dava, insan onurunun ve hakkın bürokrasiye karşı verdiği bir haysiyet mücadelesidir.

Haber Yorumları:

  1. Bir insanı “çalışamaz” kabul edip, hayatını sürdürebilecek güvenceden mahrum bırakmak gerçekten çok ağır bir çelişki.
    Bu hikâyede en acı olan şey sadece yaşanan sağlık sorunu değil; insanın kendini sistem karşısında tamamen yalnız hissetmesi.
    Kimse bir ameliyat masasına hayatının geri kalanını kaybetmek için yatmaz.
    Hele ki 39 yaşında bir kadın; yürümeyi, dans etmeyi, halay çekmeyi özleyecek hale geliyorsa burada sadece tıbbi değil, vicdani bir yara da vardır.

    Umarım hem hukuk önünde gerçek sorumlular ortaya çıkar hem de Duygu’nun yaşam mücadelesi hak ettiği karşılığı bulur. Çünkü bazı insanlar sadece sağlığını değil; hayallerini, özgürlüğünü ve eski hayatını kaybediyor.

Yorum yazın

41 Kocaeli sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin