Pazar, 6 Eylül 2026 06.09.2026
22°C
USD 48,32
EUR 56,16
Altın 6.899
Benzin 94,21
Dizel 89,27

Dijital bağımlılık beyin yapısını değiştiriyor

Dijital bağımlılık beyin yapısını değiştiriyor

Toplumda bilinirliği hızla artan kavram dijital bağımlılık; bireyin telefon, tablet, bilgisayar

gibi dijital cihazları ya da internet aracılığıyla sosyal medya veya çevrim içi oyunlar gibi

içerikleri kontrolsüz ve aşırı şekilde kullanması anlamına geliyor. Bu sorunun; kişinin

günlük yaşamını, sosyal ilişkilerini, akademik veya mesleki işlevselliğini olumsuz

etkileyebilecek ciddi bir problem olduğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi

Hastanesi’nden Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, “Sosyal medyada, video oyunları,

arkadaşlık uygulamaları, çevrim içi araştırma, alışveriş, haber takibi gibi kontrollü

tüketildiği zaman fayda sağlayabilecek kullanımları, bağımlılıktan korunarak sürdürmek

önemli” dedi.

Dijital bağımlılık beynin; ödül işleme, dürtü kontrolü ve duygusal düzenleme gibi temel

işlevlerinden sorumlu bölgelerini etkileyen nöropsikolojik bir sorundur. Dopamin salınımının

tetiklenmesiyle bağımlılığın pekiştiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden

Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, “Dijital içerikler beyindeki bazı bölgelerde dopamin

salınımını sürekli teşvik ederek kısa vadeli haz beklentisini artırır. Bu durum zamanla

odaklanma, ruh hali düzenleme ve sağlıklı ilişkiler kurma becerilerini zayıflatır. Beynin en çok

etkilenen bölgelerden biri olan karar verme ve öz denetimden sorumlu prefrontal korteks,

dijital bağımlılarda hem yapısal hem işlevsel olarak zayıflar. Ayrıca duygusal tepkiler

açısından amigdala, dikkat ve çoklu görev becerileri noktasında da parietal lob da zarar

görür. Tüm bu değişimler, dikkat süresini kısaltır ve odaklanma güçlüğüne yol açar. Bu

nedenle dijital bağımlılığın erken fark edilerek önüne geçilmesinin, beyin sağlığı açısından

kritik olduğunu unutmamak gerekir” dedi.

Dijital dünyaya bağımlı olanlar daha çok erteliyor

Aşırı dijital kullanımının, bireyleri çevrim içi etkileşimlere öncelik verir hale getirebileceğine

dikkat çeken Tezel, “Bu durum; aile üyeleri, arkadaşlar ve partnerlerle yüz yüze iletişimin ve

birlikte geçirilen kaliteli zamanın azalmasına yol açarak ilişkilerde çatışmalara neden olabilir.

Aslında teknoloji, kişiler arasındaki mesafeleri ortadan kaldırarak sosyal bağları güçlendirme

imkânı yaratsa da dozu kaçırıldığı takdirde kişinin tam tersi şekilde sanal dünyaya

yoğunlaşarak sosyal bağlarının zayıflamasına ve yalnız hissetmesine yol açabilir. Buna ek

olarak akademik, mesleki ve kişisel alanlarda erteleme, dikkat dağınıklığı ve verimlilik kaybı

gözlemlenebilir. Bireyler dijital dünyada geçirdikleri süreyi kontrol altına alamazlarsa,

odaklanma ve dikkati sürdürme becerileri zayıflamaya başlar” dedi.

Risk altındaki grup 9-18 yaş arası

Dijital bağımlılığın en çok çocukları ve ergenleri etkilediğini paylaşan Tezel, “Özellikle bilişsel

gelişimini henüz tamamlamamış 9-18 yaş arası; dürtü kontrolü ve öz denetim becerisi yeteri

kadar olgunlaşmadığı için dijital uyaranlara karşı daha hassastır. Bu yaş grubunda bulunan

sosyal medya, oyun ve çevrim içi etkileşimlere yönelik yüksek ilgi, bağımlılık riskini artırır.

Yetişkinlerde de dijital bağımlılık görülebilir ancak gelişmiş otokontrol becerileri sayesinde

risk daha düşüktür. Özellikle 10-15 yaş arası bireylerde hafıza ve karar verme gibi aktif

düşünme süreçlerinden sorumlu yürütücü kontrol ağına ait beyin bölgelerinde işlevsel

bağlantıların genel olarak azaldığını ortaya koyan çalışmalar var. Bu konuda yapılan çeşitli

araştırmalara göre hem dijital araçlara bağımlı hem de çalışan ebeveynlere sahip ergenler,

daha yüksek risk taşıyor” dedi.

Sanal dünyaya düşkünlük uyku düzenini de bozuyor

Yapılan bir çalışmaya göre teknoloji bağımlılarının uyku problemi yaşama olasılığının, bağımlı

olmayan bireylere kıyasla 2,2 kat daha yüksek olduğunu paylaşan Tezel, “Yine aynı

araştırmaya göre, bağımlı bireylerin uyku süresinin normal bireylere göre daha sağlıksız ve

kısa olduğu da göz önüne serilmiştir. Aynı zamanda sosyal medya kullanımının gençler

arasındaki artışı, özellikle genç kızların öz güveni ve beden memnuniyetini de zedeliyor. Bazı

araştırmalar, medya içeriklerinin beden memnuniyetsizliği ve yeme bozukluklarıyla ilişkili

olduğunu gösteriyor, bazı içeriklerin; kıyaslama, kendini-yaşantısını-bedenini beğenmeme,

suçlama, öz değer eksiklikleri, öfke ve motivasyon düşüklüğüne sebep olabileceğini ortaya

koyuyor” şeklinde konuştu.

Yorum yazın

41 Kocaeli sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin