Ayşe ALTANAyşe ALTAN
41kocaeli Tüm Yazılar

21 GÜZ YAPRAĞI İÇİN EYLÜL KAYGISI…

  • 2016-09-05 11:27:06 Tarihinde Yazıldı

Bütün hüznüyle bir anda geliverdi güz…

Bütün hüznüyle ruhlarımızı, yüreklerimizi, büyük bir acele ile hemen etkisi altına alıverdi…

Kalemim, güz mevsiminin verdiği bu büyük acıyı yazmamakta direndi…

21  fidan, birer güz yaprağı gibi  dün gece sessiz sedasız toprağa düşüverdi…

Aslında hiç şaşırmadık değil mi?...

Nasıl da alıştık, alıştırıldık, gencecik çocuklarımızın, boyunlarını büküp, sahipsizmiş gibi, birer birer toprağa düşmelerine…

“Vatan sağolsun” sözünün içinin boşaltılıp, sadece birileri sağ olsun, anlamında kullanıldığına…

Hiç  tepki vermedik…

Facebook sayfalarımızda, yine düğün dernek fotoğrafları, tatil yerlerinden bikinili mayolu fotoğraflar, kadehler, envai çeşit yiyeceklerle donatılmış masalar, mekanik bir gülüşle donmuş yüzler, şarkılar, şiirler…

Güz mevsimi, iyice kendini hissettirmeden, yapılan son tatil paylaşımları, son deniz manzaralı sofralar, gülümsemeler,aslında çoktan bitmiş evliliklerin, sözüm ona dosta düşmana karşı  her şey yolundaymış gibi paylaşılan vıcık vıcık karı koca fotoğrafları…

Haydi kabul edelim, dün gece toprağa düşen 21 fidan yine pek azımızın yüreğini acıttı…

Pek azımız, onlar toprağa düştüğü için uyku uyuyamadı, su bile içemedi…

Pek azımız, magazin programlarının kanalını değiştirip haber kanalını açabildi…

Memleketimin hali içler acısı….

Bu çocukları koruyacak hiç insan kalmadı mı memleketimde?

Demokrasi (!) sevdalıları nerde?...

Sokağa çağrıldıkları için, akın akın günlerce  demokrasi (!) nöbeti tutmuşlardı… Çaylar, çorbalar, sular, simitler dağıtılmıştı bu demokrasi(!) sevdalılarına… Bu demokrasi (!) mitinglerinde…

Özgür düşünen, kendi hür iradesiyle sokağa çıkanlara lâyık görülen biber gazı, boyalı ilaçlı tazyikli su, polis jopu ve tekmesi, ne hikmetse demokrasiyi bizden iyi bilen(!) bu demokrasi (!) sevdalılarına lâyık görülmemişti…

Çünkü onlar, özgür iradeleriyle değil, davete icabet ettikleri için, çay, çorba, simit, sandviç, su (burada bahsettiğim tazyikli su değil, yanlış anlaşılmasın, temmuz sıcağında içlerini ferahlatacak şişe suyu) ve belki de parayla ödüllendirilip, üstüne bir de bedavadan demokrasi (!) sevdalısı ünvanını kazandılar.

Ben, bugün, buradan, bu demokrasi(!) sevdalılarını, sınırda nöbet tutmaya davet ediyorum. Kefenlerini giyip gelsinler… Ülkelerini gerçekten sevdiklerini , dosta düşmana göstersinler…

Bilmem kaç bin tane polisin görev yaptığı güvenliği yüksek meydanlarda, karnı doyurulup sırtı sıvazlanarak gerçekleştirdikleri nöbetlerini, ellerinde meşaleler sırtlarında kefenleriyle, sınırda tutsunlar…

Kendilerinde buldukları bu sonsuz gücü, evlatlarını, evlatlarımızı korumak için kullansınlar….

Maddiyat kaygısı gütmeden, ölen manevi duygularını yeniden canlandırarak yapsınlar bunu…

Güz…

Ah güz…

Yine yaptın yapacağını…

Yine kimsesiz, sahipsiz bir çocuğun hüzünlü yüzü gibi, gelip yerleştin yüreklerimize…

Bu gün bu eylül gününde, bu güz mevsiminde, 21 fidanın, güz yaprağına dönüşmesine ulusça izin verdik…

Ben bu yazıyı kaleme alırken 2 fidan daha, güz yaprağına dönüştü…

Yüreklerimiz, evlatlarımızın acısıyla yandı…

Analarının feryadıyla dağlandı…

Bir kez daha utandık insanlığımızdan…

Bir kez daha, satılmış insanların ucuz pazarlığında yitirdik evlatlarımızı…

Bu ülkenin yazını kışa, sonbaharını acıya dönüştürenlerin ne bu dünyada ne de öte dünyada affedilmeye hakkı yok…

Evlatlarımızın, birer güz yaprağı gibi toprağa düşmesine izin verenlerin, bu dünyada da öte dünyada da mekânları  CEHENNEM olsun…

 

 

 


Tüm Yazıları

  • Her Eylülde

    2017-09-22 16:55:10 Tarihinde Yazıldı
    Her Eylülde

    Kimsesiz bir çocuk gibi, gelip kapımıza dayandı sonbahar... Onu içeri almaktan başka yapacak ne var?   Ölümün, yaşamla aramızdaki en dar köprü olduğunu düşünürüz. Ama, o, dar bir köprü değil, geniş bir cadde olduğunu bizlere her fırsatta hatırlatır. Ölüm, hem yaşamlarımızdan her zaman uzak tutmaya çalıştığımız kötü bir insan gibidir. Hem de bizleri hiç yal

    // DEVAMI
  • KİRLİLİK

    2017-09-07 10:18:19 Tarihinde Yazıldı
    KİRLİLİK

    Hızla kirlendi her şey… Herkes… Büyük bir hızla… İnsanlar kirlenince, şehirler de kirlendi… Şehirler kirlenince, yürekler ister istemez karardı… Gökyüzü bunaldı… Şiirler, çekinir oldu, ardı ardına dizelere dizilmekten… Denizler, coşmaktan çekinir oldu… Çocuklar, koşmaktan… Yüreklerimiz, bedenlerimize sığmaz oldu, kirlendikçe sevdalar&hellip

    // DEVAMI
  • KASET

    2017-08-26 14:11:08 Tarihinde Yazıldı
    KASET

    Yaşı uygun olanlar bilirler, kaset, bir zamanlar, herkesin hayatında önemli yer tutardı. 45’lik, 60’lık, 90’lıkları vardı… Şimdiki cd’ler gibi çizilmez, ses vermek için nazlanmazdı. Arada sırada, arıza yapsa bile, bir kalem yardımıyla, atan kısım sarılır, yeniden yeniden çalınırdı. Sevgililer, birbirlerine söylemekten çekindikleri şeyleri, şarkıların ve şarkıcıların yardımıyla, karış

    // DEVAMI
  • İBİŞ’İN RÜYASI

    2017-08-12 10:59:29 Tarihinde Yazıldı
    İBİŞ’İN RÜYASI

    Usta oyuncu Naşit Özcan’ın yaşamını anlatan, yazarı Tarık Buğra’ya ödüller ve başarı kazandıran harika bir oyundur “İbiş’in Rüyası”…   Uzun yıllar boyunca Devlet Tiyatroları’nda oynamış, güzel bir hayalin kapılarını, İbiş’in çaresizliğine açmış, enteresan bir oyundur da aynı zamanda. Burada, amacım, Türk Tiyatro tarihinden bahsetmek değil elbette, bunu, Tü

    // DEVAMI
  • DEVLETİN VARLIĞI VE BAĞIMSIZLIĞINI...

    2017-08-09 11:02:18 Tarihinde Yazıldı
    DEVLETİN VARLIĞI VE BAĞIMSIZLIĞINI...

    Milletvekili... Genel olarak, seçimle yasama meclisine tayin edilen kimse... Önceleri, "milletvekili" yerine, "Milletçe gönderilmiş kimse" anlamına gelen, mebus kullanılmaktaydı... Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, milleti temsil ederler... Türkiye Büyük Millet Meclisi  üyeleri, göreve başlarke

    // DEVAMI
  • SONSÖZ

    2017-06-22 13:19:29 Tarihinde Yazıldı
    SONSÖZ

    Hiç şüphesiz, yaşamak üstüne, ölmek üstüne, sayısız yazı yazılmıştır, bugüne değin. Sayısız yazı, sayısız şiir, sayısız şarkı… Kimimiz, yaşamın ipine sarılırız sıkı sıkıya… Yolunda gitmeyen her şey, itici güç olup, daha da ayakta tutar bizi. Yılları ve koca bir yaşamı, yaşamın ipine inatla asıla asıla yaşarız. Yaşamın ipine asılı kalmak için, şiirler yazarız. Sah

    // DEVAMI
  • Terazi

    2017-06-11 15:32:16 Tarihinde Yazıldı
    Terazi

    A’sını K’sini B’sini çok da anlamadım hayatın. Hangi harfine tutunduysam elimde kaldı. Kimi zaman, buna hiç aldırış etmeden, yürümeye devam ettim. Kimi zaman da tökezledim.  Yürüdüğüm ve tökezlediğim her yol, beni kendime çıkardı. Çıkmaz bir sokakta, yalnızca kendine göçen, çıplak bir duvar gibi kalakaldım. Sıvasız, boyasız, çırılçıplak bir du

    // DEVAMI
  • Çıkamadığım yolculuklarda

    2017-04-05 16:33:47 Tarihinde Yazıldı
    Çıkamadığım yolculuklarda

                                                                -hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka/                          &

    // DEVAMI
  • ÇIKAMADIĞIM YOLCULUKLARDA

    2017-04-05 09:56:33 Tarihinde Yazıldı
    ÇIKAMADIĞIM YOLCULUKLARDA

                                                                -hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka/                                      &nbs

    // DEVAMI
  • SUSTALI MAYMUN

    2017-03-02 10:07:29 Tarihinde Yazıldı
    SUSTALI MAYMUN

    Başımı kaldırdım… Bakındım sağıma, soluma… Önüme, ardıma… Sustalı maymunların çokluğu bir kez daha düşündürdü beni kara kara… Şöyle alıcı gözle bakınca… Düğmelerle donatılmış, isteğe göre zıplayan, tepki veren , cümle aleme ,durmaz diye ilân edilen ama isteğe göre kuzu kuzu duran ne çok sustalı maymun varmış meğer yaşamımızda… Onl

    // DEVAMI
  • Başpare

    2017-01-18 17:52:40 Tarihinde Yazıldı
    Başpare

    Yazı yazanlar bilirler… Kimi zaman koca bir yazı yazarsınız… Ama yazıya bir başlık bulamazsınız… Kimi zaman da bunun tam tersi olur. Başlığı bulursunuz ama başlığın altını dolduracak yazıyı yazmak için kıvranır durursunuz… Haftalardır kıvranıyorum ben de… Başlık hazır… “BAŞPARE”… Ama, gel gelelim, “Başpare” nin anlamına değer bir yazı, bir türlü gelmiyor kal

    // DEVAMI
  • Bu mızrak hangi çuvala sığar?

    2016-12-02 11:54:01 Tarihinde Yazıldı
    Bu mızrak hangi çuvala sığar?

    4 Mart 1924’de halifelik kaldırıldı.  Öğrenim Birliği Yasası (Tevhid-i Tedrisat Kanunu) çıkarıldı. 8 Nisan 1924’de Şeriye Mahkemeleri de tarihe karıştı. Cumhuriyet devrimi yürüyordu. 30 Kasım 1925’de Tekke, Zaviye ve Türbelerin kapatılmasına dair kanun onaylandı.  Hiç kuşkusuz Bektaşi  tekkeleri de benimsenen yasanın kapsamına giriyordu.  Bu durumda ortaya çıkan soru şudur: 23 Aral

    // DEVAMI
  • Ben olabilmeni isterdim

    2016-10-14 11:57:01 Tarihinde Yazıldı
    Ben olabilmeni isterdim

    “Ben miyim ben, sen misin sen, ben mi sen,   Ben miyim, sen sensin elbet, sen de ben,   Ey hatemli yâr, seninle bir hoşum   Sen mi bensin, ben mi sen, geç şüpheden” der Mevlâna, sevgilisine.  Ne güzeldir, karışabilmek birbirine. Ne güzeldir, senlik benlik düşünmeden, biz olmanın güzelliğinde çoğalabilmek. Bir tek ruh, bir tek yürek olarak yaşayabilmek, ne güzeldir. Aynı gö

    // DEVAMI
  • Eşeklik üstüne

    2016-10-03 18:11:33 Tarihinde Yazıldı
    Eşeklik üstüne

    Eşek üstüne, eşeklik üstüne söylenmemiş atasözü ve deyim, yazılmamış yazı ve şiir yok gibidir…   Neden mi?...   Ulusça, eşeği ve eşekliği severiz de ondan…   Başka ulusların dillerine bu kadar yerleşmiş midir eşek ve eşeklik?   Hiç sanmıyorum…   Yardım etmeyi severiz ulusça. Hatta bunu kimi zaman abartır, yardım ettiğimiz insanlardan sorumlu devlet bakanı gib

    // DEVAMI
  • Yarı Kör

    2016-09-19 16:05:08 Tarihinde Yazıldı
    Yarı Kör

    YARI KÖR   Akşam… Yarı aydınlık… Sonrası karanlık… Güzel sözcükler gibi, geçip gitsin isterken, acı dualar gibi kanatarak geçti… Akşamı gibi gecesi de, kimsesiz bir yaranın, sessiz sessiz sızlaması gibiydi… Yollardan geçersin… Denizlerden geçersin… Geceler gündüzler, düşlerine çarpa çarpa geçer… Düşlerini kimse dinle

    // DEVAMI
  • 21 GÜZ YAPRAĞI İÇİN EYLÜL KAYGISI…

    2016-09-05 11:27:06 Tarihinde Yazıldı
    21 GÜZ YAPRAĞI İÇİN EYLÜL KAYGISI…

    Bütün hüznüyle bir anda geliverdi güz… Bütün hüznüyle ruhlarımızı, yüreklerimizi, büyük bir acele ile hemen etkisi altına alıverdi… Kalemim, güz mevsiminin verdiği bu büyük acıyı yazmamakta direndi… 21  fidan, birer güz yaprağı gibi  dün gece sessiz sedasız toprağa düşüverdi… Aslında hiç şaşırmadık değil mi?... Nasıl da alı

    // DEVAMI
  • ÜLKEMİN EFENDİLERİ

    2016-08-29 09:08:19 Tarihinde Yazıldı
    ÜLKEMİN EFENDİLERİ

    Midem bulanıyor... Hem de feci şekilde... Hayır, hayır, hastalıktan değil... Bu bulantı, etrafımızı saran, giderek içimize işlemeye çalışan çürümüşlük kokusundan... İnim inim inleyenlerin sesi, kısıldı artık bağırmaktan... Çaresizlikten kıvrananlar, -köşe başları kendilerine kalsın diye- köşe başlarında başı büyükler tarafından ezildiler... Darda olanların başı, neredeyse koptu ko

    // DEVAMI
  • AÇIK

    2016-08-13 09:41:24 Tarihinde Yazıldı
    AÇIK

    Açık sözcüğü kadar, ucu açık bir sözcük daha tanımadım… Bunu açıkca söylemekten de çekince duymam… Bazen yüreğimiz açıktır sevdaya… Bazen açıktır gözümüz, yeryüzündeki tüm oyunlara… Bazen  yolumuz açıktır… Çok da önemli değildir nereye gittiğimiz yolumuz açıksa eğer… Bazen acımasızdır y

    // DEVAMI
  • ÖNÜM/ ARDIM/ SAĞIM/ SOLUM/ HÖDÜK

    2016-08-03 13:49:33 Tarihinde Yazıldı
    ÖNÜM/ ARDIM/ SAĞIM/ SOLUM/ HÖDÜK

                                                                    -Ötüyor her taşın altında bir dilli düdük/                                 &nbs

    // DEVAMI
  • KAVGA VE BARIŞ

    2016-07-22 10:01:42 Tarihinde Yazıldı
    KAVGA VE BARIŞ

    İnsanlık tarihine şöyle bir göz attığımızda, kavgaların, kan kokan savaşların terazinin kefesinde daha ağır bastığını görüyoruz. Yerleşik düzen kurulmadan önce, hayvanlarını önüne katanlar yeni ve daha verimli alanlar bulmak amacıyla kendilerine engel olmak isteyenlerle ölüm kalım savaşına girmişler,  yurtlarını ellerinden alıp onları oradan sürmüşler ya da tutsak edip  her türlü

    // DEVAMI
  • Bayram Sonrası

    2016-07-10 12:20:45 Tarihinde Yazıldı
    Bayram Sonrası

    BAYRAM SONRASI   Bilmem size de olur mu? Bazen bir filozoflaşırım ki... Sormayın gitsin... Enine boyuna düşünürüm...Etliyi sütlüyü düşünürüm...Vuranı, vurduranı, vurulanı düşünürüm...Ezeni, ezileni düşünürüm...Satanı, alanı, çalanı düşünürüm... Dedim ya... Düşün düşün... Nedir işin ? Bayram sebep oldu, "gözlerin

    // DEVAMI
  • BASINA SALDIRIN(!)

    2016-06-29 17:57:11 Tarihinde Yazıldı
    BASINA SALDIRIN(!)

    Moda oldu neredeyse. Sebepli sebepsiz her şeyde basına saldırmak moda oldu. İşini yapmaya çalışan her kesim gibi, gazeteciler de nerdeyse yolunda gitmeyen her şeyde odak noktası… Bir trafik kazası… Ölüler yaralılar bir tarafa dağılmış. Aman ha, ölüler ve yaralılarla uğraşmayın sakın, yardım etmek için gayret göstermeyin, ambulans falan çağırmayın (!)… Hemen ve vakit kaybetmeden, görünt

    // DEVAMI
  • SUÇ

    2016-06-24 13:15:42 Tarihinde Yazıldı
    SUÇ

    Daha önce onu pencerede gördüğüm olmuştu. Tek tük… Belli belirsiz… Varla yok arası… Pencereyle perdenin arasında kaybolmuş… Hep solgun… İncecik… Titriyor gibiydi… Ama  dün gece hepsinden farklıydı pencerede duruşu… Gökyüzüne bakıyordu… Gülümser gibiydi… Ben de başımı kaldırıp onun baktığı yere baktım… Kapkara gökte ı

    // DEVAMI
  • BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZ...

    2016-06-20 12:28:37 Tarihinde Yazıldı
    BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZ...

    Sokak aralarında büyüdük... Tozlu sokak aralarında. Asfalt yüzü görmemiş, toztoprak içinde... Akşam, toz içinde gidip, evden dayak yememiz de sırf bu yüzdendi. Top oynayacağız, diye toza toprağa bulanırdık. Sonrası malum... Ağaçlar vardı bizim çocukluğumuzda, büyüdüğümüz sokaklarda. Haylazlıktan tepesine çıkıp, düşünce kolumuzu kırdığımız... Yapraklarını

    // DEVAMI
  • 2016-06-20 12:27:11 Tarihinde Yazıldı

    BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZ...   Sokak aralarında büyüdük... Tozlu sokak aralarında. Asfalt yüzü görmemiş, toztoprak içinde... Akşam, toz içinde gidip, evden dayak yememiz de sırf bu yüzdendi. Top oynayacağız, diye toza toprağa bulanırdık. Sonrası malum... Ağaçlar vardı bizim çocukluğumuzda, büyüdüğümüz sokaklarda. Haylazlıktan tepesine çıkıp, düşünce ko

    // DEVAMI
  • 2016-06-20 12:26:22 Tarihinde Yazıldı

    BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZ...   Sokak aralarında büyüdük... Tozlu sokak aralarında. Asfalt yüzü görmemiş, toztoprak içinde... Akşam, toz içinde gidip, evden dayak yememiz de sırf bu yüzdendi. Top oynayacağız, diye toza toprağa bulanırdık. Sonrası malum... Ağaçlar vardı bizim çocukluğumuzda, büyüdüğümüz sokaklarda. Haylazlıktan tepesine çıkıp, düşünce ko

    // DEVAMI
  • Bizim çocukluğumuz...

    2016-06-20 12:16:29 Tarihinde Yazıldı
    Bizim çocukluğumuz...

    Sokak aralarında büyüdük... Tozlu sokak aralarında.  Asfalt yüzü görmemiş, toztoprak içinde... Akşam, toz içinde gidip, evden dayak yememiz de sırf bu yüzdendi. Top oynayacağız, diye toza toprağa bulanırdık. Sonrası malum... Ağaçlar vardı bizim çocukluğumuzda, büyüdüğümüz sokaklarda. Haylazlıktan tepesine çıkıp, düşünce kolumuzu kırdığımız... Yaprakların

    // DEVAMI
  • Sözcüklerin anlamı

    2016-06-14 10:05:51 Tarihinde Yazıldı
    Sözcüklerin anlamı

    SÖZCÜKLERİN ANLAMIGünlük konuşmalarımızda yüzlerce sözcük kullanırız... Kitap, dergi, gazete gibi basılı yayınlar da sözcüklerden oluşur. Anlatmak istediğimiz duygularımızı, düşüncelerimizi sözcükler aracılığı ile yansıtıyoruz.Duyduğumuz veya okuduğumuz sözcükler de karşı tarafın duygularını ve düşüncelerini bize aktarır, yansıtır.Sözcük; " Anlamı olan ses veya

    // DEVAMI
  • Cennet insanın yüreğinde

    2016-06-06 13:53:07 Tarihinde Yazıldı
    Cennet insanın yüreğinde

    Benim, dini içerikli bir yazı yazma iddiam kesinlikle yok. Bırakalım bunu, dini iyi biliyorum diyenler yapsınlar.  Biz de onların dediği yoldan gidelim yeter. Bizim muhakeme yapmamıza, fikir yürütmemize, Tanrı'nın bize verdiği akıl ve mantığı kullanmamıza hiç gerek yok (!) İnsanlar içinde böyle kişiler olmasaydı, anne kucağındaki küçücük çocukları günlerce aç,susuz bırakıp, sonra da o

    // DEVAMI
  • NEDEN YAZIYORUM?

    2016-05-27 14:03:39 Tarihinde Yazıldı
    NEDEN YAZIYORUM?

    Zaman zaman, başımı ellerimin arasına alıp düşünürüm: “Neden yazıyorum?” diye… “Neden yazıyorum?” diye sorarım kendi kendime… Yazmak, yüreğimde atan en sağlam damardır… Yazmak, vücudumdaki en derin çocukluk izi, beynimdeki en güzel direniştir. Kalemin kâğıtta çıkardığı ses, en sevdiğim türküdür… Başım, ellerimin arasındayken, neden yazdı

    // DEVAMI