Levent Altun yazdı

  • 2018-07-17 07:58:32 Tarihinde Yazıldı
  • yazdir Yazdır
Levent Altun yazdı

Bazı şehirlerin tarihi ve turistik yönden avantajları vardır. Kimileri bunu en iyi şekilde değerlendirir, kimisi de bu değerin kıymetini bilemez.

Örneğin; Ege ve Akdeniz turizm yönünden avantajlı. Mesela Muğla, ilçelerine hatta köylerine kadar en iyi şekilde değerlendirir bu fırsatı. Antalya, Aydın ve Balıkesir de öyle.

Nevşehir’in Kapadokya’sı meşhurdur. Peri bacaları, yeraltı şehirleri her yıl yüzbinlerce yerli ve yabancı turisti ağırlar.

Örnekleri çoğaltabiliriz ancak bugünkü konum Edirne’deki Kırkpınar güreşleri olduğu için bunu anlatmak istiyorum.

 Edirne Belediyesi’nin elinde altın yumurtlayan tavuk misali tarihi Kırkpınar güreşleri var.

Dünyanın hiçbir yerinde –olimpiyatlar hariç- 657 yıldır devam eden bir organizasyon yok.

Dile kolay, tam 657 yıldır Edirne’nin Sarayiçi çayırında güreşler yapılıyor.

İzleyicisi hazır. Güreşçileri hazır. Geriye sadece iyi bir organizasyon yapmak kalıyor.

Edirne Belediyesi yapması gereken en kolay şeyi yapamıyor. Türkiye’nin birçok şehri yağlı güreş organizasyonları deniyor ama Kırkpınar’ın yerini tutmuyor. Çünkü Kırkpınar’ın tarihi bir geleneği, izleyicisinin ve kamuoyunun gönlündeki yeri apayrı.

Başka belediyeler, düzenledikleri organizasyonları duyurmak için dünya kadar reklam yapıyorlar. Güreşçiler katılsın diye yüksek ödüller koyuyorlar. İnsanlar güreşleri izlesin diye bırakın ücretsiz yapmayı, seyircileri güreş alanına ücretsiz taşıyorlar.

Yetmiyor bir de tüm gelenlere yiyecek-içecek dağıtılıyor.

Kırkpınar’ın tanıtıma zaten gerek yok. 657 yıllık bir organizasyonu zaten herkes biliyor, seviyor ve benimsiyor.

Güreşçiler için de Kırkpınar zaten bir efsane ve bu işin zirvesi. Bu çayırlarda tarih boyunca Kel Aliço, Koca Yusuf, Adalı Halil, Kurtdereli Mehmet güreş tutmuş. Burada başpehlivan olmak onlar için para ile ölçülemeyecek değerler.

İnsanları güreşleri izlesin diye bedava taşımanıza ve yiyecek-içecek dağıtmanıza da gerek yok. Çünkü zaten on binlerce insan yüksek paralar ödeyerek izliyorlar. 60 liradan başlayıp 120 liraya kadar çıkan bir güreş müsabakasından bahsediyorum.

Her yıl on binlerce insanın gelmesi neredeyse garanti. Peki Edirne Belediyesi şehirde ve güreşlerin yapıldığı Sarayiçi’nde ne tür önlemler alıyor?

Her yıl düzenlenen bu organizasyon için artık görevlilerin bu işi iyi öğrenmiş ve tecrübe kazanmış olmaları gerekmiyor mu? Her yıl aynı sorunlar yaşanıyor ve bir türlü giderilmiyor.

En basitinden, tribünlere giriş ve çıkışlarda çok büyük bir izdiham ve sorun yaşanıyor. Tek kişilik demir kapı, hem girenler hem de çıkanlar yüzünden kilitleniyor. Çözümü çok basit ancak nedense çözme gereği bile duyulmuyor. Yan taraftaki kapı, biletsizler girer diye açılmıyor. Oysa ilk girişlerde zaten biletli girenlerin bileğine yeşil bileklik takılıyor. Bileklik olmayanı almazsanız sorun olmaz! Organizasyon yetkililerinin bunu öğrenmiş olması gerekiyor. Tribünler de köhne ve bakımsız. Yenileyip kapasite artırımına gidilse daha iyi olmaz mı?

Otopark da çok büyük sorun. Binlerce sürücü, Sarayiçi’nin çevresindeki toprak ve boş alanlara gelişigüzel park ediyor. Çıkarken ise tam bir keşmekeş yaşanıyor. Her yıl yapılan ve yapılacağı garanti olan bir organizasyon için geleceğe yönelik neden kalıcı bir çalışma yapılmaz ki? Toz-toprak kısımlar asfaltlanarak düzenli bir otopark yapılsa, park için belli bir ücret alınsa daha iyi olmaz mı?

Güreşlerin yapıldığı iki gün boyunca Edirne’nin içinde de aynı sorun yaşanıyor. Şehirde otopark sayısı zaten çok az ve trafik polisleri de sürücülere yardımcı olma yerine ceza kesme peşinde.

Kırkpınar güreşleri Edirne ekonomisi için de o kadar büyük bir nimet ki. Düşünsenize yüzlerce güreşçi katılıyor. Aileleri, kulüpleri, gazeteciler, Türkiye’nin her yerinden güreşleri izlemek için gelen on binlerce insan 2 gün boyunca Edirne’de kalıyor, yiyor-içiyor, alışveriş yapıyor.

Güreşlerin yapıldığı alanda kurulan panayır dükkanları, esnaflar, eğlence ve alışveriş yerleri yılın en bereketli günlerini yaşıyor. Edirne’deki dönerci, kendi dükkanında yarım ekmek döneri 13 liradan satabiliyor mu?

Buna elbette kimsenin itirazı yok.

Kırkpınar olağanüstü bir marka. Oraya giden de döneri pahalı yiyecek, otoparkını park ederken yüksek fiyat ödeyecek. Çok para verip güreşleri canlı izleyecek. İnsanların buna itirazı yok aslında. Şikayet ettikleri, karşılığında iyi hizmet alamamak.

Tüm bunlar izleyici ve vatandaş açısından Kırkpınar ve Edirne’nin sorunları. Ne yazık ki Edirne Belediyesi Kırkpınar konusunda da şehirdeki otopark konusunda da sınıfta kalmış bir görüntü verdi. Belediyenin teknik ve lojistik ekibi ise iyi iş çıkardı. Basın-Yayın bölümü ise kötü not aldı.

Kırkpınar güreşleri açısından en büyük sorun ise, adalet ve güvenilirlik zedelenmesinin had safhaya çıkmasıdır.

657 yıllık bir spor organizasyonunun güvenirliğini zedelerseniz en büyük zararı vermiş olursunuz.

Şikayetler bu yıl zirveye çıktı. Hakemlerin yanlış kararları yüzünden galip gelen başpehlivanların bile her çayıra çıktığında yuhalandığına şahit olduk ki bu içler acısı bir durumdu.

Bunda elbette bazı güreşçilerin de büyük payı vardı. Başpehlivan olma hırsı yakışıksız hareketler yaptırdı…

Gelelim güreşlere…

Başpehlivanlık adaylarından Recep Kara ile Ali Gürbüz’ün müsabakasında hakem heyeti, Ali Gürbüz’ü galip ilan edince ortalık karıştı. Seyirciler yuhalamaya ve tepki göstermeye başladı. Recep Kara, bir daha Kırkpınar güreşlerine katılmayacağını açıkladı. Güreş Federasyonu başkanı, o müsabakayı yöneten 2 hakemi görevden aldı.

Ali Gürbüz çeyrek final çıktı ama her çayıra çıkışında büyük bir protesto ile karşılaştı. Seyirciler her defasında yuhaladı, bağırdı. Çeyrek finalde de İsmail Balaban’ı yendi ancak yine yuhalandı. Yarı finalde ise Şaban Yılmaz’a yenilince bu kez yine itirazlar ve protestolar yaşandı. Bu kez de, tartışmalı kararla finale çıkan ve finaldeki pasif mücadelesiyle Şaban Yılmaz tepki çekip ıslıklandı. Seyircilerin doğal beklentisi, diğer maçlarını tartışmasız şekilde kazanan Orhan Okulu oldu. Kazandı ve biraz olsun seyircinin içini soğuttu.

SONUÇ olarak Kırkpınar gibi muhteşem bir değeri geliştirmek yerine iyice zayıflatan ve gözden düşüren Edirne Belediyesi’nin bir an önce köklü değişiklikler ve iyileştirmeler yapması gerekiyor. Yoksa bu güzelim geleneğe gerçekten yazık olacak.