Bahar K. Erdoğan yazdı

  • 2015-02-18 10:36:09 Tarihinde Yazıldı
  • yazdir Yazdır
Bahar K. Erdoğan yazdı

‘Çok acı çekmiştir kızım, keşke kurşunla öldürselerdi !’ Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, boğazın düğümlendiği  an.  Buna yürek nasıl dayanır? 6 ay yaşayan oğlumu, kara toprağın altına konulması için ellerimle babasına nasıl verdim, verebildim…O minicik ellerinden, ayaklarından, bedeninden, kokusundan, nasıl ayrıldım nasıl? Dinmek bilmeyen, içini acıtan paramparça düşünceler. 6 aylık kısacık anılar.  Ya Özgecan’ın anıları? Ya yine yakılarak öldürülen 6 yaşındaki Gizem’in anıları. Ya nice vahşice öldürülen masum ve günahsız evlatların anıları? Eceliyle ölen evladıma ölümü yakıştıramazken, koklamaya, öpmeye doyamadıkları  evlatları acımasızca vahşice öldürülen anne ve baba buna nasıl dayanır? Dayanabilir mi, yürek dayanır mı? Dayanmaz. Ölene kadar da içleri yanacak parçalanacak.

 

Bu vahşi, evcilleşmemiş caniler, sapıklar hadım edilmedikten sonra, idam cezası verilmedikten sonra istediğimiz kadar siyah giyip istediği kadar sokaklara dökülelim neye yarar? İstediğimiz kadar eylem yapalım neye yarar? Ateş düştüğü yeri yakar. Annesi ölene öksüz, babası ölene yetim, kocası ölene dul denir. Ama evladı ölene hiçbir şey denmez. Çünkü bu acının tarifi yok. Hele ki evladı vahşice öldürülmüşse. Kelimeler kifayetsiz. İçin parçalanır, avaz avaz bağırmak istersin sesin çıkmaz. Bu acıların dinmesi için caydırıcı ve ağır cezalar verilmedikten bu vahşetler durmaz, acılar dinmez.  Lütfen artık masum yavrulara kıyılmasın.